KİK Kararı 2026/UM.I-2095

ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI - ULAŞIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI · 06.08.2026

Karar no2026/UM.I-2095
Karar tarihi06.08.2026
SonuçBaşvurunun reddi · Oybirliği
Başvuru sahibiBoytekma Trafik İşaretleri Tic. San. A.Ş.
İhaleyi yapan idareORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI - ULAŞIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Başvuruya konu ihale2026/724053 İhale Kayıt Numaralı "Düşey Trafik İşaret Malzemeleri Alımı" İhalesi
Alım türüMal

Kararın resmî sayfası (EKAP) ↗

Karar metni

KAMU İHALE KURULU KARARI Toplantı No: 2026/031 Gündem No: 72 Karar Tarihi: 06.08.2026 Karar No: 2026/UM.I-2095 Mahkeme Kararları Toplam: 0 Bağlı mahkeme kararı bulunmamaktadır. Toplantıya Katılan Üyeler BAŞVURU SAHİBİ: Boytekma Trafik İşaretleri Tic. San. A.Ş. , İHALEYİ YAPAN İDARE: Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Dairesi Başkanlığı , BAŞVURUYA KONU İHALE: 2026/724053 İhale Kayıt Numaralı “ Düşey Trafik İşaret Malzemeleri Alımı ” İhalesi KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME: Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından 03.06.2026 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “ Düşey Trafik İşaret Malzemeleri Alımı ” ihalesine ilişkin olarak Boytekma Trafik İşaretleri Tic. San. A.Ş. nin 02.07.2026 tarihinde yaptığı şikâyet başvurusu hakkında idare tarafından süresi içinde karar alınmaması üzerine, başvuru sahibince 17.07.2026 tarih ve 220477 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan 17.07.2026 tarihli dilekçe ile itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuştur. Başvuruya ilişkin olarak 2026/1818 sayılı itirazen şikâyet dosyası kapsamında yapılan inceleme neticesinde esas inceleme raporu tanzim edilmiştir. KARAR: Esas inceleme raporu ve ekleri incelendi. İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, idarece, şirketlerinin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı hakkındaki Mahkeme kararı gerekçe gösterilerek ihale dışı bırakıldıkları ve geçici teminatlarının gelir kaydedildiği, ancak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi gereğince “mesleki faaliyetlerinden dolayı” yargı kararıyla hüküm giyen isteklilerin ihale dışı bırakılması gerektiği, anılan kişinin mahkûmiyetine konu eylemin ise mesleki faaliyetle doğrudan ve somut bir illiyet bağı taşımadığı, dolayısıyla idarenin işleminin yerinde olmadığı, Dava konusu olayda mahkûmiyete konu "hakaret" suçu ile ihale konusu "Düşey Trafik İşaret Malzemeleri Alımı" işi arasında hiçbir benzerlik veya teknik ilişki bulunmadığı; idarenin, mesleki faaliyet kavramını bu denli genişleterek, her türlü adli sicil kaydını ihale dışı bırakma gerekçesi yapmasının, hem Anayasal çalışma hakkını zedelediği hem de 4734 sayılı Kanun’un temel ilkelerinden olan "rekabetin sağlanması" ilkesini sakatladığı, en avantajlı teklifi sunmalarına rağmen şahsi nitelikteki bir ceza davası gerekçe gösterilerek ihale dışı bırakılmalarının, ölçülülük ilkesine de aykırılık teşkil ettiği, Netice itibarıyla ihalenin ekonomik açıdan en avantajlı birinci teklif olan tarafları üzerinde bırakılması, geçici teminatlarının gelir kaydedilmemesi, tarafları ile sözleşme imzalanması gerektiği iddialarına yer verilmiştir. Başvuru sahibinin iddialarının değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhaleye katılımda yeterlik kuralları” başlıklı 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında “Aşağıda belirtilen durumlardaki istekliler ihale dışı bırakılır: … e) İhale tarihinden önceki beş yıl içinde, mesleki faaliyetlerinden dolayı yargı kararıyla hüküm giyen. … i) 11 inci maddeye göre ihaleye katılamayacağı belirtildiği halde ihaleye katılan…” hükmü, Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “İhale dışı bırakılma” başlıklı 50’nci maddesinde “(1) Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan hükümler gereğince; … d) İhale tarihinden önceki beş yıl içinde, mesleki faaliyetlerinden dolayı yargı kararıyla hüküm giyen, … adaylar ve istekliler ihale dışı bırakılır. … (2) İhale üzerinde kalan istekliden, birinci fıkranın (a), (b), (c), (ç), (d) ve (f) bentlerinde belirtilen durumlarda olmadığına dair belgelerin sözleşme imzalanmadan önce istenilmesi zorunludur. Bu belgelerin ihale usulüne göre son başvuru ve/veya ihale tarihinde isteklinin anılan bentlerde belirtilen durumlarda olmadığını göstermesi gerekir...” hükmü, Aynı Yönetmelik’in “İhale üzerinde kalan isteklinin sözleşmeye davet edilmesi” başlıklı 66’ncı maddesinde “(1) Kanunun 41 inci maddesinde belirtilen sürelerin bitimini, ön mali kontrol yapılması gereken hallerde ise bu kontrolün tamamlandığı tarihi izleyen günden itibaren üç gün içinde ihale üzerinde bırakılan istekliye, tebliğ tarihini izleyen on gün içinde kesin teminatı vermek suretiyle sözleşmeyi imzalaması hususu bildirilir. Yabancı istekliler için bu süreye oniki gün ilave edilir. (2) Sözleşmenin imzalanacağı tarihte, sözleşme imzalanmadan önce, ihale sonuç bilgileri Kuruma gönderilmek suretiyle, ihale üzerinde kalan isteklinin ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığının teyit edilmesi zorunludur. (3) Mücbir sebep halleri dışında, ihale üzerinde kalan istekli, yasal yükümlülüklerini yerine getirerek sözleşme imzalamak zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde, ihale üzerinde kalan isteklinin geçici teminatı gelir kaydedilerek Kanunun 58 inci maddesi hükümleri uygulanır. Ancak, Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında taahhüt altına alınan durumu tevsik etmek üzere idareye sunulan bilgi ve/veya belgelerin taahhüt edilen duruma aykırı hususlar içermesi halinde, ihale üzerinde kalan isteklinin geçici teminatı gelir kaydedilmekle birlikte, hakkında Kanunun 58 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü, Kamu İhale Genel Tebliği’nin “İsteklilerden 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasına göre istenecek belgeler” başlıklı 17’nci maddesinde “17.1. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının, … (e) bendinde; “İhale tarihinden önceki beş yıl içinde, mesleki faaliyetlerinden dolayı yargı kararıyla hüküm giyen” … isteklilerin ihale dışı bırakılacağı hükme bağlanmıştır. 17.5. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendine ilişkin olarak, 1/1/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendinde ihale tarihinden önceki beş yıl içinde, mesleki faaliyetlerinden dolayı yargı kararıyla hüküm giyen isteklilerin ihale dışı bırakılacağı, 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; bu Kanun ve diğer kanunlardaki hükümler gereğince geçici veya sürekli olarak idarelerce veya mahkeme kararıyla kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmış olanlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan veya örgütlü suçlardan veyahut kendi ülkesinde ya da yabancı bir ülkede kamu görevlilerine rüşvet verme suçundan dolayı hükümlü bulunanların doğrudan veya dolaylı veya alt yüklenici olarak, kendileri veya başkaları adına hiçbir şekilde ihalelere katılamayacakları hüküm altına alınmıştır. 17.5.1. Mesleki faaliyete ilişkin mahkumiyet kararının kapsamı: 17.5.1.1 Adalet Bakanlığı Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğüne bağlı birimlerden alınacak adli sicil istatistik bilgilerini içeren belgeden veya gerekçeli mahkumiyet kararından, asli veya feri ceza olarak, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 11, 25 ve 35 inci maddelerinde tanımlandığı şekliyle “muayyen bir meslek ve sanatın tatili icrası”na ilişkin süreli ya da süresiz mahkumiyet hali, 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilecektir. 17.5.1.2 İhale dışı bırakma, ancak yargı kararıyla “tatili icrasına hükmedilen meslek ve sanat”la sınırlı olmak üzere uygulanabilir. 17.5.1.3 Adalet Bakanlığı Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğüne bağlı birimlerden alınacak adli sicil istatistik bilgilerini içeren belgeden veya gerekçeli mahkumiyet kararından yalnızca, “mesleki faaliyetin yürütülmesinden kaynaklanan mahkumiyet hali”, 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilecektir. Bu nedenle idarelerin, 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (e) bendinin uygulamasında, mahkumiyet kararlarının mesleki faaliyetten kaynaklanıp kaynaklanmadığını göz önünde bulundurması gerekmektedir. 17.5.2. Süre: 17.5.2.1. İdarelerce isteklilerin haklarında mesleki faaliyetlerinden dolayı kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunduğunun tespit edilmesi halinde, son başvuru ve/veya ihale tarihinden önceki beş yıllık sürenin başlangıcı olarak Mahkemece verilen hükmün kesinleştiği tarih esas alınacaktır. 17.5.2.2. 4734 sayılı Kanuna göre yapılan ihalelerde istekliler hakkında son başvuru ve/veya ihale tarihinden önceki beş yıl içinde mesleki faaliyetlerinden dolayı yargı mercilerince verilmiş mahkûmiyet kararı bulunması halinde, bu durumdaki isteklilerin 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca ihale dışı bırakılmaları gerekmektedir. 17.5.3. Belgelerin temin edileceği yerler: 17.5.3.1. Yerli istekliler yönünden: 17.5.3.1.1. İsteklinin gerçek kişi olması halinde; son başvuru ve/veya ihale tarihinden önceki beş yıl içinde mesleki faaliyetleri ile ilgili mahkumiyet kararına ilişkin belgeler Adalet Bakanlığı, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne bağlı birimlerden alınacaktır. 17.5.3.1.2. İsteklinin tüzel kişi olması halinde; Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca; anonim şirket ise yönetim kurulu üyelerinin, limited şirket ise şirket müdürünün, yoksa ortaklarının tamamının, kolektif şirket ise ortakların tamamının, komandit şirkette komandite ortakların hepsinin, komanditer ortaklardan kendilerine şirketi temsil yetkisi verilmiş olan ortakların, kooperatiflerde yönetim kurulu üyelerinin Adalet Bakanlığı, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne bağlı birimlerden alacakları belgeler İdarelerce kabul edilecektir. Öte yandan, sermaye şirketinde yönetim kurulu üyesi veya limited şirket müdürü olmasa dahi şirketin idaresinde hakim etkisi bulunan ortak veya ortakların da 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca adli sicil kaydını ibraz etmeleri gerekmektedir. … 17.6. İhale üzerinde kalan isteklilerin kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan durumlarda olmadığına dair belgeleri sözleşmeden önce sunamaması 17.6.1. İhale Uygulama Yönetmeliklerinin “İhale dışı bırakılma” başlıklı maddelerinde; İhale üzerinde kalan istekliden, 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (g) bentlerinde belirtilen durumlarda olmadığına dair belgelerin sözleşme imzalanmadan önce istenilmesinin zorunlu olduğu ve bu belgelerin, ihale usulüne göre son başvuru ve/veya ihale tarihinde isteklinin anılan bentlerde belirtilen durumlarda olmadığını göstermesi gerektiği hükme bağlanmıştır. … 17.6.2. İhale üzerinde kalan isteklinin son başvuru ve/veya ihale tarihi itibarıyla 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (g) bentlerinde sayılan durumlarda olmadığına dair belgeleri veya kesin teminatı vermemesi ya da sözleşme imzalamaması durumunda, Kanunun 44 üncü maddesi hükümlerine göre, ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif fiyatının, ihale yetkilisince uygun görülmesi kaydıyla, bu teklif sahibi istekliyle sözleşme imzalanabilecektir. 17.6.2.1. Anılan belgelerin isteklilerin son başvuru ve/veya ihale tarihindeki durumunu göstermesi gerektiğinden, isteklilerin ilgili idarelere (vergi daireleri, sosyal güvenlik il müdürlükleri vb.) yaptığı başvurularda bu belgeleri ihale tarihindeki durumlarını gösterecek şekilde istemeleri, adı geçen idarelerin de isteklilerin ihale tarihindeki durumunu gösterecek şekilde belgeleri düzenleyerek vermeleri gerekmektedir. 17.6.3. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (g) bentleri gereğince, ihaleye katılan isteklinin teklifinin başka bir sebeple değerlendirme dışı bırakılıp bırakılmadığı, bu isteklinin teklifinin ekonomik açıdan en avantajlı teklif olup olmadığı veya ihalenin iptal edilip edilmediğine bakılmaksızın, isteklilerin taahhüt edilen duruma aykırı hususlarının bulunduğunun anlaşılması (sosyal güvenlik prim veya vergi borcu bulunması gibi) halinde, bu durumda olanların ihale dışı bırakılarak geçici teminatlarının gelir kaydedilmesi, ancak haklarında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmemesi gerekmektedir. 17.6.4. İhale üzerinde kalmasına rağmen süresi içinde sözleşme imzalamaya gelmeyenlerin ise Kamu İhale Kanununun 44 üncü maddesi gereğince geçici teminatının gelir kaydedilmesi ve anılan Kanunun 58 inci maddesi uyarınca kamu ihalelerinden yasaklanması gerekmektedir. Bu çerçevede; sözleşme imzalamaya davet edilen istekli tarafından taahhüt edilen hususlara ilişkin yukarıda belirtilen belgelerin sözleşme imzalama süresi içinde sunulmaması halinde, bu istekli hakkında 4734 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üzerine ihale yapıldığı halde mücbir sebep halleri dışında usulüne göre sözleşme yapmayanlar” kapsamında değerlendirme yapılacak ve ayrıca anılan Kanunun 44 üncü maddesi gereğince geçici teminatı gelir kaydedilecektir. Ancak, 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (g) bentlerine ilişkin belgelerin ihale üzerinde kalan istekli tarafından ilgili yerlerden temin edilerek süresi içerisinde ihaleyi yapan idareye sunulması ve bu belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda belgelerin taahhüt edilen duruma aykırı hususlar içerdiğinin anlaşılması (sosyal güvenlik prim veya vergi borcu bulunması gibi) halinde, sonradan ihalenin iptal edilip edilmediğine bakılmaksızın, bu durumda olanların ihale dışı bırakılarak geçici teminatlarının gelir kaydedilmesi, fakat haklarında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmemesi gerekmektedir.” açıklaması yer almaktadır. Anılan Tebliğ’in atıf yaptığı 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 13.11.2005 tarih ve 25642 sayılı Resmî Gazete’de de yayımlanan 04.11.2004 tarih ve 5252 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmış, 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmiştir. 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğüne ilişkin olarak 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un üçüncü maddesinde “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanununa yapılan yollamalar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Mezkûr Tebliğ’de atıf yapılan 765 sayılı Kanun’un 11, 25 ve 35’inci maddelerinin karşılığının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…), c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, Yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. (3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir. (4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar. (6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.” şeklindeki 53’üncü maddesi olduğu anlaşılmaktadır. Başvuruya konu ihaleye ait İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın; a) Adı: Düşey Trafik İşaret Malzemeleri Alımı b) Türü: Mal alımı c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ç) Miktarı: 44 Kalem Düşey Trafik İşaret Malzemesi Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır. d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: Altınordu” düzenlemesine, Aynı Şartname’nin “İhale dışı bırakılma ve yasak fiil veya davranışlar” başlıklı 10’uncu maddesinde “10.1. İsteklilerin, ihale tarihinde 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e), (g) ve (i) bentlerinde belirtilen durumlarda olmaması gerekmektedir. Anılan maddenin dördüncü fıkrasının (c) ve (d) bentleri hariç, bu durumlarında değişiklik olan istekli, İdareye derhal bilgi verecektir. 10.2. Bu Şartnamenin 9 uncu maddesi uyarınca ihaleye katılamayacak olanlar ile 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihale dışı bırakılma nedenlerini taşıyan istekliler değerlendirme dışı bırakılır. 10.3. 4734 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde sayılan yasak fiil veya davranışta bulunduğu tespit edilenler hakkında, ayrıca fiil veya davranışın özelliğine göre aynı Kanunun Dördüncü Kısmında belirtilen hükümler uygulanır.” düzenlemesine, “Sözleşme yapılmasında isteklinin görev ve sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde “38.1. İsteklinin, sözleşmeye davet yazısının bildirim tarihini izleyen on gün içinde yasal yükümlülüklerini yerine getirerek sözleşmeyi imzalaması zorunludur. 38.2. Sözleşmeye davet edilen istekli tarafından, ihale tarihi itibarıyla mesleki faaliyetini mevzuatı gereği ilgili odaya kayıtlı olarak sürdürdüğüne ve ihale tarihinde 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (e) ve (g) bentlerinde sayılan durumlarda olmadığına dair belgeler ile sözleşme imzalanmadan önce sunulması gereken diğer belgeler, sözleşmeye davet yazısının tebliğ tarihini izleyen on gün içinde kesin teminatla birlikte EKAP üzerinden gönderilir, ayrıca diğer yasal yükümlülükler yerine getirilir. Sözleşme imzalanmadan önce sunulması gereken belgelerden EKAP’tan veya entegrasyonlar aracılığıyla erişilemeyenler, 7.7 nci madde hükümleri esas alınarak EKAP’a yüklenir. İhale üzerinde bırakılan yabancı istekli (ortak girişimlerde her bir yabancı ortak) tarafından kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca ihale tarihi itibarıyla kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunmadığına ilişkin belgeler de bu aşamada EKAP’a yüklenir. 38.3. İhale üzerinde bırakılan isteklinin ortak girişim olması halinde, ihale tarihi itibarıyla mesleki faaliyetini mevzuatı gereği ilgili odaya kayıtlı olarak sürdürdüğüne ve ihale tarihinde 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (e) ve (g) bentlerinde sayılan durumlarda olmadığına ilişkin belgeleri her bir ortak ayrı ayrı sunmak zorundadır. 38.4. İhale üzerinde bırakılan yabancı istekliler, ihale tarihi itibarıyla mesleki faaliyetini mevzuatı gereği ilgili odaya kayıtlı olarak sürdürdüğüne ve ihale tarihinde 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (g) bentlerinde sayılan durumlarda olmadığına dair belgelerden, kendi ülkelerindeki mevzuat uyarınca dengi olan belgeleri sunacaklardır. Bu belgelerin, isteklinin tabi olduğu mevzuat çerçevesinde denginin bulunmaması ya da düzenlenmesinin mümkün olmaması halinde, bu duruma ilişkin beyanlarını vereceklerdir. Ayrıca bu husus, yabancı gerçek kişi isteklinin uyruğunda bulunduğu ya da yabancı tüzel kişi isteklinin şirket merkezinin bulunduğu ülkenin Türkiye’deki temsilciliklerine veya o ülkelerdeki Türkiye Cumhuriyeti konsolosluklarına teyit ettirilecektir. 38.5. Entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden teyit edilemeyen belgelerin, İdarece ihtiyaç duyulması hali hariç, fiziki olarak sunulması istenmez. Fiziki olarak sunulması istenen belgeleri sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan ya da yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan istekli hakkında 29.12 nci ve 29.13 üncü maddelerdeki yaptırımlar uygulanır. 38.6. Mücbir sebep halleri dışında, ihale üzerinde bırakılan isteklinin sözleşmeyi imzalamaması durumunda, geçici teminatı gelir kaydedilerek hakkında 4734 sayılı Kanunun 58 inci maddesi hükümleri uygulanır. Ancak, 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında taahhüt altına alınan durumu tevsik etmek üzere sunulan belgelerin taahhüt edilen duruma aykırı hususlar içermesi halinde, geçici teminatı gelir kaydedilmekle birlikte, hakkında yasaklama kararı verilmez.” düzenlemesine yer verilmiştir. İhale dokümanında yer verilen bilgilerden itirazen şikâyet başvurusuna konu ihalenin trafik işaret malzemeleri alımı olduğu anlaşılmaktadır. İdare tarafından gönderilen ihale işlem dosyasında yer alan belgeler ile Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) veri tabanında kayıtlı bilgiler kapsamında yapılan incelemede; Başvuruya konu ihalenin 03.06.2026 tarihinde yapıldığı, ihaleye 2 istekli tarafından teklif sunulduğu, her iki isteklinin teklifinin de geçerli bulunarak 05.06.2026 tarihinde isteklilere tebliğ edilen ihale komisyonu kararı ile başvuru sahibi Boytekma Trafik İşaretleri Ticaret Sanayi Anonim Şirketi’nin ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi; Kaynar Yol Güvenlik Sistemleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği, 16.06.2026 tarihinde EKAP üzerinden gönderilen “Sözleşmeye davet” konulu tebligatta “ihale tarihinde 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mesleki faaliyetinizi mevzuatı gereği ilgili odaya kayıtlı olarak sürdürdüğünüze ve aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a), (b), (e) ve (g) bentlerinde sayılan durumlarda olmadığınıza dair belgeler ile ihale kararı damga vergisi, sözleşme damga vergisi ve 4734 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (j) fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen tutarı aşan sözleşmelerde sözleşme bedelinin onbinde beşi oranındaki Kurum payının ödendiğine ilişkin belgeleri ve ihale dokümanında sözleşme imzalanmadan önce sunulması istenen diğer belgeleri sunmak, teklif fiyatının %6 'sı oranında kesin teminatı vermek ve diğer yasal yükümlülükleri yerine getirmek suretiyle ihale konusu işe ilişkin sözleşmeyi imzalamanız gerekmektedir.” ifadelerine yer verilerek ihale üzerinde kalan istekliden sözleşmeyi imzalamasının istendiği, Anılan istekli tarafından bu kapsamda Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen adli sicil kaydı belgelerinin EKAP’a yüklendiği, 17.06.2026 tarihli ve 0000-2026-4081504192 sayılı belgede Hulusi Durmuş’un adli sicil kaydı bulunduğu bilgisinin yer aldığı, ayrıca Hulusi Durmuş’a ait Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2023 tarih ve E:2022/106, K:2023/176 sayılı kararının da istekli tarafından sunulan belgeler içerisinde bulunduğu, Anılan kişiye ait Mahkeme kararı nedeniyle, idare tarafından 29.06.2026 tarihinde EKAP üzerinden gönderilen “Geçici teminatın irad kaydedilmesi” konulu tebligat ile “… isteklinin yönetim kurulu başkanı aynı zamanda hakim ortak olan Hulusi DURMUŞ’un Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden alınan belgede adli sicil kaydında mesleki faaliyetlerinden dolayı yargı kararıyla hüküm giydiği …” gerekçesiyle başvuru sahibi isteklinin ihale dışı bırakılarak geçici teminatının gelir kaydedildiği tespit edilmiştir. Boytekma Trafik İşaretleri Ticaret Sanayi Anonim Şirketi tarafından sunulan ihaleye katılım belgesinde; şirket ortaklarının Hulusi Durmuş (ortaklık oranı %75), Melih Sebastien Durmuş (ortaklık oranı %22), Semih Durmuş (ortaklık oranı %2) ve Sibel Yenel (ortaklık oranı %1) olarak belirtildiği, ihale tarihi itibarıyla EKAP’ta kayıtlı bilgilerin de aynı şekilde olduğu, Yine EKAP’ta kayıtlı bilgilerden 08.09.2023 tarihinden itibaren (01.09.2026 tarihine kadar) şirketi münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyelerinin Hulusi Durmuş ve Melih Sebastien Durmuş olduğu anlaşılmıştır. İhale işlem dosyasında yer alan Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2023 tarih ve E:2022/106, K:2023/176 sayılı kararında “… Yapılıp bitirilen açık yargılama, sanık savunması, katılan beyanları, kolluk tutanakları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; T.C İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/241 D. İş sayılı dosyasında delil tespiti amacı ile keşif icra edilmesine karar verildiği, bu karara istinaden olay günü keşif heyetinin sanığın sahibi olduğu Altekma isimli iş yerine geldikleri, keşif işlemlerine başlandığı sırada iş yeri sahibi sanığın keşif aracının yanına gelerek ''siz kimsiniz, kim soktu sizi buraya, size keşif yaptırmayacağım'' şeklinde sözler söylediği, Mahkeme Hakiminin keşif için geldiklerini söyleyip kimliğini gösterdiğinde sanığın kimliği kendine doğru çektiği, hakimin ise kimliğini geri aldığı, daha sonra sanığın keşif yaptırtmayacağı ve fiziken engellediğine ilişkin sözlerine devam edip ellerini havaya yumruk yapar şekilde kaldırarak katılanların üzerine doğru yürüdüğü, araya etraftaki insanların girdiği, sanığın iş yerinde çalışan güvenlik görevlilerine de katılanların çıkarılması talimatını verdiği, mahkeme hakiminin keşfe engel olunması nedeniyle bilirkişi ve personelin geri gelmesini istediği, buna ilişkin tutanak tutularak Jandarmaya ihbarda bulunulduğu, ayrıca sanığın katılanlara yönelik "Amerikan tetikçisisiniz, siz Amerikan uşağısınız, burada Amerikan uşaklığını yapıyorsunuz" şeklinde sözler söylediği anlaşılmıştır. Olay günü sanık, delil tespiti amacıyla iş yerinde yapılacak keşif işlemine karşı çıkmıştır. HMK'nın 291. Maddesinde keşfe katlanma zorunluluğu düzenlenmiştir. Buna göre; Md. 291/1 - Taraflar ve üçüncü kişiler keşif kararının gereğine uymak ve engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadırlar. (2) Keşif yapılmasına taraflardan birinin karşı koyması hâlinde, o kimse ispat yükü kendisine düşen taraf ise bu delilden vazgeçmiş; diğer taraf ise iddia edilen vakıayı kabul etmiş sayılır. Şu kadar ki, hâkim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu hükmü uygulamayabilir. Şeklinde düzenlenmiştir. Sanık savunmasında keşif talep eden şirketin daha önce 3 kez şirketine gelerek taciz etmesinden ve dolar kurunda yaşanan krizden dolayı yaşadığı sıkıntı nedeniyle keşfe tepki gösterdiğini beyan etmişse de; somut olayda, sanık yasal olarak keşiften kaçınmayı talep etmediği gibi, keşfe karşı koyma gerekçesini de ilgili mahkemeye bildirmemiştir, aksine fiziki olarak keşif heyetine karşı çıkmış, Mahkeme Hakiminin üzerine yürümüş ve çalışanlarına keşif heyetinin dışarı çıkarmaları talimatını vermiştir. Başka bir deyişle sanık yargı faaliyeti yapan keşif heyetine cebren engel olmuştur. Yaşanan olay nedeniyle kalem personeli tarafından kolluk görevlileri aranarak ihbarda bulunulmuş, öte yandan hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında sanığın keşif heyetindeki kişilere yönelik bir şikayeti olmamasına rağmen şirket çalışanı tarafından da keşif heyetinin gelmesi sebebiyle kolluk kuvvetleri dahi aranmıştır. Yine sanık savunmasında ve savunma tanıklarının beyanlarında, Mahkeme hakiminin sanığa yönelik ''dosyan benim önüme gelecek, göstereceğim sana'' şeklinde tehdit içeren sözler söylemesi nedeniyle sanığın, hakime tepki gösterdiği beyan edilmiş ise de; sanığın olayın sıcağı sıcağına alınan ilk ifadesinde böyle bir durumdan bahsetmemesi ve kovuşturma aşamasında bildirilen savunma tanıklarının sanığın iş yerinde bir dönem çalışmaları nedeniyle bu yöndeki savunma ve tanık beyanlarına itibar edilmemiş, kamu görevlisi olan ve sanık ile daha önceden herhangi bir husumet ya da ilişkisi olmayan katılan ve tanık Serdar'ın beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bu açıklamalara göre; sanığın eylemleri pasif direnme sınırlarını aşması nedeniyle üzerine atılı yargı görevi yapan kişilere karşı görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği ve cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmış, sanığa verilen cezadan zincirleme suç hükümleri gereğince arttırım yapılmıştır. Sanığın üzerine atılı hakaret suçu yönünden yapılan değerlendirmede ise; sanığın keşif heyetine karşı "Amerikan tetikçisisiniz, siz Amerikan uşağısınız, burada Amerikan uşaklığını yapıyorsunuz" şeklinde sözler söylediği ikrar içeren savunması, katılan ve tanık beyanları ile sabittir. Bu sözlerin hakaret suçunun unsurlarını oluşturup oluşturmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Hakaret suç seçimlik hareketle işlenebilen suçlardan olup ''bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek'' sureti ile de suç oluşabilecektir. Ayrıca hakaret suçunun oluşması için eylemin gerçekleştiği yer, zaman, eylemin kime karşı yapıldığı hususlarının göz önünde tutulması gerekir. Örneğin sanığın bu sözleri bir siyasetçiye ya da toplum tarafından tanınan ünlü bir kişiye söylemesi halinde hakaret suçunun oluşmayacağı düşünülebilir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Peruzzi & İtalya (bir avukatın, hakime yönelik sözleri nedeniyle almış olduğu cezaya ilişkin yapmış olduğu başvuruya ilişkin ) kararında da belirtildiği üzere ''Mahkemeye göre, görevdeki hâkimlere yönelik, erklerinin kullanımıyla ilgili eleştirilerde kabul edilebilirlik sınırı, bazı durumlarda, diğer bireylere göre daha geniş olabilir. Bununla birlikte, kamu görevlilerinin, siyasetçilerde olduğu gibi, isteyerek her iş ve hareketlerini sıkı bir denetime açık hale getirdiklerinden bahsedilemeyeceği gibi, eleştiriler konusunda da, siyasetçilerle aynı kompartımanda değerlendirilmeleri beklenemez. Bu nedenle kamu görevlilerinin, görevlerini layıkıyla yerine getirebilmeleri için, kamu güveninden faydalanmaları gerekli olduğu gibi, görev başındayken sözlü saldırılara karşı korunmaları da gerekli olabilir.'' şeklinde değerlendirmede bulunulduktan sonra , ''Diğer yandan, hâkimin, “taraflı” olduğu ve “kötüniyetle veya ağır ihmal veya dikkatsizlikle... bilerek hatalar işlediği” eleştirileri, Hakim X’in, görevinin gerektirdiği ahlaki sorumlulukları göz ardı ettiği ve hatta, bir hakimin hatalı olduğunu bildiği bir kararı bilinçli olarak alması, görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilebileceğinden, suç işlediği iddialarını da içermektedir'' şeklinde gerekçe ile ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir. Bu açıklamalar ışığında sanığın eylemi değerlendirildiğinde, sanığın olay günü iş yerine kanundan kaynaklanan yetki ve sorumlulukları nedeniyle keşif icra etmek amacıyla gelen kamu görevlisi olan katılanlara karşı "Amerikan tetikçisisiniz, siz Amerikan uşağısınız, burada Amerikan uşaklığını yapıyorsunuz'' şeklinde sözler söyleyerek, yargı görevi yapan hakim ve diğer katılanların keşif talep eden Amerika menşeli şirketin uşaklığını, tetikçiliğini yaptıklarını söylediği, başka bir deyişle hiçbir gerekçesi olmadan salt keşfe gelmeleri nedeniyle taraflı ve kötü niyetle hareket ettiklerini kastettiği, yine sanığın eyleminin katılanları tahkir edici nitelikte olduğu, hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri dikkate alındığında yargı mensubuna bu sözlerin söylenmesinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından sanığın üzerine atılı hakaret suçunun yasal unsurları oluştuğu kanaatine varılarak mahkumiyetine karar verilmiş, yine sanığa verilen cezadan zincirleme suç hükümleri uyarınca arttırım yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. …” ifadeleri yer almaktadır. Bahsi geçen Mahkeme kararının kesinleştiği tarihin tespit edilebilmesi için 24.07.2026 tarihli ve E-13983960-101.01.02-100206 sayılı Kurum yazısı ile Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinden bilgi talebinde bulunulmuştur. Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.07.2026 tarihinde Kurum kayıtlarına alınan 24.07.2026 tarihli ve E.64198138-2022/106-Ceza Dava Dosyası sayılı yazısının ekinde yer alan belgelerden “yargı görevi yapan kişilere karşı görevi yaptırmamak için direnme” suçunun 08.09.2023 tarihinde; “hakaret” suçunun ise 21.01.2026 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yukarıda aktarılan Kanun hükümleri ile ilgili ikincil mevzuat hüküm ve açıklamalarından; 4734 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi kapsamında, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyesi olmasa dahi şirketin idaresinde hâkim etkisi bulunan ortak veya ortakların ihale tarihinden önceki beş yıl içinde, mesleki faaliyetlerinden dolayı yargı kararıyla hüküm giymesi durumunda tüzel kişiliğin ihale dışı bırakılacağı, 4734 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendinin uygulamasında, mahkûmiyet kararlarının mesleki faaliyetten kaynaklanıp kaynaklanmadığının her somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilerek göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmaktadır. Yapılan incelemede, başvuru sahibi isteklinin yönetim kurulu üyesi ve hâkim ortağı olan Hulusi Durmuş’un mahkûmiyetine konu “yargı görevi yapan kişilere karşı görevi yaptırmamak için direnme” suçunun, anılan kişinin mesleki faaliyetini icra ettiği iş yerinde ve bu mesleki faaliyette kullandığı yazılım nedeniyle meydana geldiği, yani söz konusu mahkumiyet hâlinin mesleki faaliyetin yürütülmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla 4734 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi kapsamında, ihale tarihinden önceki beş yıl içinde, mesleki faaliyetlerinden dolayı yargı kararıyla hüküm giyme durumunun varlığı nedeniyle, idarece ihale dışı bırakılma ve geçici teminatın gelir kaydedilmesi müeyyidesinin uygulanmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup başvuru sahibinin iddiası yerinde görülmemiştir. Öte yandan, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının dördüncü paragrafında “ İtirazen şikâyet başvuru bedelinin, itirazen şikâyet başvuru dilekçesinde yer verilen iddialar dikkate alınarak belirlenecek haklılık oranına karşılık gelen kısmının Kurul kararı ile başvuru sahibine iadesine karar verilir. Ancak Kurum tarafından 54 üncü maddenin onbirinci fıkrasının (c) bendi uyarınca başvurunun reddine veya eşit muamele ilkesi yönünden yapılan inceleme sonucunda 54 üncü maddenin onbirinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca ihalenin iptaline veya düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmesi halinde başvuru bedeli iade edilmez… ” hükmü yer almaktadır. Bu çerçevede yapılan incelemede, başvuru sahibinin ileri sürdüğü iddialarında haklı bulunmadığı tespit edilmiş olup, Kanun’da öngörülen şekilde bir haklılık oranı oluşmamıştır. Bu nedenle, 4734 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının dördüncü paragrafı uyarınca itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere, Anılan Kanun'un 54'üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikâyet başvurusunun reddine, Oybirliği ile karar verildi.

Bu idarenin ihalelerini, kazanan firmaları ve KİK geçmişini firma panelinde takip edin.

Ücretsiz hesap oluştur

Kaynak: Kamu İhale Kurumu. Bağlayıcı olan kararın resmî metnidir. Tüm KİK kararları